Wednesday, June 29, 2005

 

MÜTENEKKİD KİMDİR? MÜTEAKKİDİN AMCAOĞLUMU?

Hilmi Yavuz'a ayrıca değineceğimi söylemiştim. Aslında muazzam şair Hilmi Yavuz hakkında bir şeyler söyleme zaruretini doğuran bir yazı vardı. 6 haziran 2005 tarihli zaman gazetesindeki köşesinde bizzat Hilmi Yavuz'un yazdığı bir yazı.

Ne, Zaman gazetesiyle gönlüm hoştur. Ne de bu gazete de yazan zevatla. Lakin Hilmi Yavuz hakkındaki düşüncem Zaman'da yazıyor olmasından bağımsızdır. Zaman'daki köşesi yalnızca zaman'la ilgili düşüncelerimi onunla ilgili düşüncelerimin üzerine eklememe neden olmuştur. o kadar.

Üstad (!) sözünü ettiğim yazısında Türkiyede eleştirinin gidişatından, şiirin "köhne meta" halini alması dolayısıyla "reyting"inin düştüğünden vs. bahsediyor. Bunlar şiirseverlerin son yıllarda yakındığı bir şey. dolayısıyla olağanüstü bir tespit olmadığını kendi de biliyor. Üstad'a göre türkiyede nitelikli şiir okusunun sayısı taş çatlasa 5 bini bulmazmış. Hadi bunda da hemfikir olalım. Yazının gidişatı yavaş yavaş sadede geliyor. Yavuz reyting yapan şairlerin niteliksiz okurla buluştuğunu da söylüyor. Ama ilginç olan şey şu. Reyting yapan şairlerin kimler olduğuna dair bir ipucu yok. Gerçi yazılarımı takip edenler bilir diyor ama. Benim gibi arada bir bu yazılara rastlayanlar için çok müphem bir alan bırakılmış. Bu reyting yapan şairler kimler? Umuyorum ki müteşair bile olsalar İbrahim Sadri, Yusuf Hayaloğlu, Uğur Aslan vs. türünden isimler değildir. Yoksa zaten 5 bini bulmayan nitelikli şiir okurunun reyting yapan müteşairlerin peşinden koşuyor olması gerekir ki bu da durumu olduğundan daha vahim bir hale getirir.

Yavuz'a göre roman ve hikaye türleriyle ilgili eleştiride bir gelişim, büyük bir dünüşüm yaşanmakla birlikte, şiir alanında eleştiri giderek niteliksizleşiyormuş. Ve bu niteliksiz şiir eleştirisinin kaynağı taşradaki ya da periferideki dergilermiş. Hangi dergiler olduğu yine merak konusu. En iyisi bütün taşra dergilerini aynı kefeye koymak. Ya da periferide yayınlanan bütün edebiyat dergilerini sayın Hilmi Yavuz'un gözlükleriyle okumak herhalde. Adı geçen dergilerin editörleri de reytingimiz artar düşüncesiyle oldukça memnun bir şekilde yayınlıyorlarmış bu niteliksiz şiir eleştirilerini. Üstelik merkez olan istanbul'daki bazı edebiyat dergileri de böyle niteliksiz eleştiriler yayınlışormuş. Yine aynı nedenle. Reyting kaygısıyla yani. Yalnız burada her şeyi müptezelleştiren medyanın taşra dergileriyle nasıl bir bağlantısı ve bu melun oyuna ne şekilde dahil olduğunu anlayamadım. Cehaletimdendir diye geçiyorum.

Bu yazıda Hilmi Yavuz Osmanlıca lügata yeni bir kelime kazandırmak lütfunda da bulunmuş. Uzun uzun düşünmüş olmalı. "müteşair"den kelimesinin yapısından yola çıkarak, ve başka kelimelerin oluşumunu da delil göstererek "sahte eleştirmenlere" yeni bir isim bulmuş. MÜTENEKKİD kelimesi...

Hilmi Yavuz sıradan yazıp gitmiş. Ama maddeler halinde görmek daha açıklayıcı olabilir. Mütenekkidlerin özellikleri de şunlarmış.

1. Bunların çoğu yaşı kırka gelmiş ya da kırkı aşıp elliye merdiğven dayamışlar.
2. Bu mütenekkidlerin aslı i'rabda mahalli olmayan yeteneksiz müteşairlermiş.
3. Yeteneksiz veya hafiften yetenekleri varsa üçüncü sınıf şair bile olamayan biçarelermiş.
4. Bu sahte eleştirmen zavallıların ortak bir üslubu varmış.
5. Eleştiri değil sövgü, inceleme değil hakaret, nesnellik deği düşmanlık, iyiniyet değil hased ve karaçalma yaparlarmış.
6. Üsluplarıyla alakası Hilmi Yavuzda saklı olmak üzere, okuduklarını anlamayacak kertede cahil, hödük ve zavallıdırlarmış.


Peki Hilmi Yavuz bu türden iğrenç mahlukata dair bir yazıyı neden kaleme almak ihtiyacı duymuş. Bunu da aynen alıntılasam daha güzel olacak.

"Bu yazı, uzun bir süreden beri, beni, bana yakın olan şairleri ve oğlumu hedef tahtalarına yerleştiren bu mahlukata, toptan cevap niteliği taşıyor. Yoksa, ‘mütenekkid’ ve ‘müteşair’lerden herhangi birini adam yerine koyduğumdan değil! O nedenle isim vermiyorum. Bu yazı, bir aynadır onlar için. Okuyunca, kendilerini bütün sefillikleriyle göreceklerdir...
Evet, bütün sefillikleriyle... "

İnsan düşünmeden edemiyor. Bu mahlukat gerçekten Hilmi Yavuz'un dediği türden midir? Yoksa hazretlerin de belirttiği gibi, kendisini, müridlerini (üstad burada bana yakın şairleri demeyi tercih etmiş) ve oğlunu bir şekilde eleştirdikleri için mi bu hakaretlere, sövgülere, düşmanlığa maruz kalmışlar. İsim vermemesinin sebebi de ilginç. Adam yerine koymuyormuş. Gayet güzel bir strateji. Bu güne kadar yazanları hallaç pamuğu gibi attıktan sonra, bundan sonra Hilmi Yavuz ve cemaatini eleştireceklere de gözdağı vermiş oluyor sanırım.

Comments: Post a Comment

Subscribe to Post Comments [Atom]





<< Home

This page is powered by Blogger. Isn't yours?

Subscribe to Posts [Atom]