Friday, June 17, 2005
Özgünlük 03
Doğrusu senfoniye başladığımız gün baya şenlenecek ortalık. Sores şimdilik bir sen bir de ben varız. Aslında biz derken kastettiğimiz insanların katılımını bekliyoruz. Şimdilik mesele bu. Söylediğin bir şeyi sabahtan beri düşünüyorum. "Yoksa, insan olmaya çalışmanın acısıyla kıvranırken hem kendimizi hem de başkalarını bu girdabın içine ekme hevesiyle mi yapıyoruz bunları" diyorsun ya. İşte burada takılıp kalıyorum. İnsan olmaya çalışıyorum. Bu çabayla yıllarım geçerken benden bir çok şey götürdüğü gibi getirdikleri de oldu. Evet dediğin türde bir kaygının varlığını itiraf etmek kaçınılmaz. Fakat öte yandan bu sancılarla tek başıma olmadığımı biliyorum. Beni korkutan geçtiğimiz yıllar içerisinde bu ortak paydayı paylaştığımız insanların bu duyarlılıklarını yitirmiş olmaları ihtimali.
Mesafeler engelleyici olabilir. Yaşadığımız bireysel hayatların hengamesi bizi dalgalandırabilir veya her yere sürükleyebilir. Farklı coğrafyalarda yaşadığımız maceraların seyir defterini birlikte tutmak gibi bir imkan var önümüzde. Kim nereye gidiyor, ne yapıyor, ne düşünüyor. Hangi noktalarda birlikteyiz. Rotamız hangi yöne, bizim seyrimiz nereye. En azından haberdar olmak. Hadi bir adım sonrası, beraber düşünmek, beraber kaygılanmak, birlikte çözüm bulmak, varsa o çözümü tartışarak birlikte bulmak. Bunları önemsiyorum.
Evladü iyal hepimizin başında. Viranolası bir hane neredeyse orada bekliyor hepimizi ayrı ayrı. Bunlar herşeye engel mi? Çoluk çocuğumuz, eşimiz, işimiz, birebir görüştüğümüz çevremiz ihmale gelmeyecek birşeyin üzerini ört bas edebilir mi? Evet ihmale gelmeyecek olan şey biz diye sözettiğimiz biziz. Her neysek.
Ben heyecanımı yitirdiğim an burada olmayacağımı biliyorum. Burada göremediğim dostların heyecanlarını yitirmiş olmaları ihtimali beni düşündürüyor. Yoksa kimsenin haberi yok mu? Duymuyor musunuz? Nerdesiniz... Başka kimse yok mu? Daha doğru dürüst düş bile kurmamıştık. Yepyeni düşlerimizi paylaşmamıştık.
Düşişleri bülteni yayın hayatında. Şimdi sıra haberlerde. Ne habersiniz millet...
Mesafeler engelleyici olabilir. Yaşadığımız bireysel hayatların hengamesi bizi dalgalandırabilir veya her yere sürükleyebilir. Farklı coğrafyalarda yaşadığımız maceraların seyir defterini birlikte tutmak gibi bir imkan var önümüzde. Kim nereye gidiyor, ne yapıyor, ne düşünüyor. Hangi noktalarda birlikteyiz. Rotamız hangi yöne, bizim seyrimiz nereye. En azından haberdar olmak. Hadi bir adım sonrası, beraber düşünmek, beraber kaygılanmak, birlikte çözüm bulmak, varsa o çözümü tartışarak birlikte bulmak. Bunları önemsiyorum.
Evladü iyal hepimizin başında. Viranolası bir hane neredeyse orada bekliyor hepimizi ayrı ayrı. Bunlar herşeye engel mi? Çoluk çocuğumuz, eşimiz, işimiz, birebir görüştüğümüz çevremiz ihmale gelmeyecek birşeyin üzerini ört bas edebilir mi? Evet ihmale gelmeyecek olan şey biz diye sözettiğimiz biziz. Her neysek.
Ben heyecanımı yitirdiğim an burada olmayacağımı biliyorum. Burada göremediğim dostların heyecanlarını yitirmiş olmaları ihtimali beni düşündürüyor. Yoksa kimsenin haberi yok mu? Duymuyor musunuz? Nerdesiniz... Başka kimse yok mu? Daha doğru dürüst düş bile kurmamıştık. Yepyeni düşlerimizi paylaşmamıştık.
Düşişleri bülteni yayın hayatında. Şimdi sıra haberlerde. Ne habersiniz millet...
Subscribe to Posts [Atom]
