Tuesday, June 21, 2005

 

Özgünlük 04

İnsanın hayatı çok kısa. Benimki, bizimki, ve onlarınki de... Bu kadar kısa süreye bu kadar alçaklık, meziyetsizlik, nasıl sığdırılabilir. Yaşamak dediğimiz şey çoğu zaman buna tanık olmak demek sanki.

Evet birey olarak yaptığımız her şeyden sorumluyuz. Bu varoluşumuzdan da sorumluyuz anlamına geliyor. Her ne kadar bu dünyaya misafirliğimiz bilinçli tercihimize dayanmasa bile, buraya atılmış, itilmiş veya düşmüş olsak bile bu sorumluluktan kurtulmamıza yetmiyor. Ne yapalım, nasıl yapalım, bu hengameden kurtulmanın yolu var mı, değiştirmek mümkün mü? bir sürü soru saldırıp duruyor. Ama şayet memnun değilsek. İşin garibi insanoğlunun büyük çoğunluğu bu memnuniyetsizliği sahipleniyor. Bir gün sıranın kendilerine geleceği hayali, birgün kazanma, başarma, sahip olma ihtimali tüm iğrençlikleri meşrulaştırıyor.

İnsanın varlığını böyle derinden hissederken, ve böyle bir dünyada yaşarken karamsarlığa kapılmaması mümkün mü? Karamsarım. Fakat birlikte oluşumuzdan güç alıyorum. Bu gün değil sadece. Yıllardır böyle. Sarıldığım düşlerle yaşıyorum. Çünkü en çok da düşlerimi paylaşıyorum sevdiğim insanlarla.

Yaşıyoruz ve değişiyoruz. Ve uzunca bir süredir katettiğimiz yollara dair fikrimiz yok. Merak ediyorum. Kim nereye gidiyor. Nereye geldi. Kıyasıya tartışacak mıyız yeniden. Bekliyorum...

Comments: Post a Comment

Subscribe to Post Comments [Atom]





<< Home

This page is powered by Blogger. Isn't yours?

Subscribe to Posts [Atom]