Thursday, September 08, 2005
G8 in Arkasinda Yatan Gercekler
Dunya liderleri, Birlesmis Milletler tarafindan her kusagin nadir gorecegi ve radikal kararlarin alinabilecegi toplanti olarak nitelendirdigi New York'ta yapilacak olan Milenyum Toplantisina hazirlaniyorlar. Ki bu toplantinin taslak raporu Gleneagles'ta alinan kararlardan cok daha radikal degil, aslinda bir kopyesi olarakta kabul edilebilir. Isin aslina bakilirsa, New York zirvesi basarisizliklar zincirine eklenecek bir baska toplanti olacak.
G8 in zengin ulkeleri yardima muhtac olan ulkkelere yapilacak yardim miktarini 2010 yili itibari ile 48 Milyar Dolara cikarmaya karar verdi. Britanya'nin basbakani Tony Blair(ki kendisi Avrupa Birligi'nin ve G8'in donem baskanligini devralmistir), kendi parlementolarinda yaptigi bir aciklamada "en cok borc icinde olan ulkelerin, cok uluslu orgutlerden aldiklari borclarinin %100 unun iptaline karar verildi" diyerekten Gleneagles'in basarisini dile getirdi. Ayni zamanda da yardimlarin hic bir kistaya tabi olmadan verilecegi garantisini verdi. Bunlarin hepside iddaali aciklamalardi ve zaman gosteriyorki, hepside asilsiz aciklamalardi.
Ilk olarak Tony Blair'in maliye bakani Gordon Brown'in bir aciklamasina bakalim. Bu aciklama hazine bakanliginin genel kurulunda yapilan bir aciklama," kararlastirilan yardim artirimi eski borclarin silinmesi icin ayrilan tutarida icine alacaktir". Yani silinen borclarin tutari yardim olarak kabul edilecektir. Ornegin Ruanda'nin "yardimi"silinen borclarindan oteye gidemeyecektir. Fransa'nin yardiminin ucte biri sildigi borclardir. Kisacasi sozde yardim adi altinda yapilan bu kararlar bir defter kitap duzeltmesinden baska birseye benzememektedir. Ve gercek borc indirimi ile ilgili Tony Blair'in yaptigi aciklamalar bu detaylari icermemektedir.
%100 borclarin silinmesi kararida gerceklikten cok uzaktadir ve yalnizca 18 ulkeyi kapsayan bir karar niteligindedir ki buda 1 milyar dolarlik bir tutarla sinirlidir (Amerika ve Britanya'nin Irak'taki savasa yapmis oldugu harcama goz onunde tutulursa bunun findik kabugunu bile doldurmayacak cuzzede bir meblag oldugu acikca gorulebilir).
Birlesmis Milletlere gore, borclarinin hepsinin topyekun silinmesi gereken 68 ulke bu yeni alinan kararlar isiginda su an odediklerinden 10 kere daha fazla borc odemekle karsi karsiya kalmis durumdadirlar. Ayrica Dunya Banka'sindan sizan yeni bilgilere gore G8 in kararlastirdigi ve 18 ulkeyi icerisine alan yeni yardim programi yalnizca 3 yillik bir sure icin yururlukte kalacaktir, yani uzun vadeli bir karar degildir.
Ayrica yardimi yapan ulkeler verilen yardimin finans islerini tam olarak kontrol etmezlerse yardim vaadinde bulunulan ulkeler bu yardimdan faydalanamayacaklardir. Bunun yaninda anlasma, Dunya Bankasindan, IMF den ve Afrika Kalkinma Banka'sindan yardim almis ulkeleri kapsamaktadir, ki borclu ulkelerin cogu baska kaynaklardan yardim almis durumdadirlar, yani burada bir ayirimcilik soz konusudur. Buda Afrika Ulkelerinin tum borclarinin kaldirilmasi cagrisinda bulunan Afrika Birligi'ninde basini agritmaktadir.
Daha onceleri yardim yapan ulkeler, borclar silinirse magdur durumda olan ulkelerde egitime ve sagliga daha fazla butce ayirilanilecegi konusunda olumlu aciklamalarda bulunup bu ulkelerin insanlarina bir nebze olsun umut vermislerdi. Ama anlasma sartlarina bakarsak bunun imkansiz olacagi gorunuyor soyleki: karar acik acik borcu silinecek ulkelerin ayni orandada yardimlarinin kesilecegini belirtmektedir. Ornegin, Senegal'in 100 milyar dolarlik borcu silinirse, dunya Bankasin'dan aldigi 100 milyar dolarlik yardimda kesilecek, yani ayni tas ayni hamam. Bunun yaninda bu kesilen yardim diger ulkelere faiz karsiliginda "yardim" olarak verilecektir, ustune ustelik bu yardimlar ve kesintiler eger IMF ve Dunya Bankasi'nin uygulamis oldugu ekonomik yaptirimlari kabul ederlerse yururluge konulacaktir. Anlayacaginiz ozellestirme ve ekonomik yaptirimlardir.
Yukarida Tony Blair ve onun vermis oldugu sozlerden bahsetmistim, bir de onun Uluslararsi Gelisme Bakani Hilary Benn'nin soylediklerine bakalim. Hilary Benn 19 Temmuz 2005 de Parlementoda yaptigi aciklamada, Dunya Bankasi'nin yaptigi yardimlarin yarisinda cogunun ozellestirme kosuluna bagli olarak yapildigini ifade etmistir. Bir baska arastirmada EVRADOL tarafindan yapilmis ve Dunya Bankasi'nin yaptigi yardimlardan belli kosullar dayatili olarak yapilanlarinin her gecen gun dahada arttigini gostermistir. Ornegin; Benin 130 farkli kosulu yerine getirecekki bu yardimi alamaya aday olabilsin, ki bir onceki analsmaya gore bu kosullar yalnizca 58 maddeyi icermekteydi. Ayrica gene bu zirvede alinan kararlardan birisi en cok ihtiyaci olan 13 ulkeye Dunya Bankasi tarafindan yapilacak yardim, bu ulkelerin ozellestirmeyi tesvik etmelerine baglidir ki bunlardan iki tanesi zaten IMF ve Dunya Bankasi tarafindan cok hizli bir ozellestirme programi altina sokulmustur. Kaldiki Tony Blair G8 zirvesinde ozellestirmenin yardim almak icin kosul olmadigini ileri surmustur. Gelin karari siz verin.
Yakinlarda basina sizan bir baska habere gorede zengin ulkelerin IMF temsilcileri, yardim verilebilmesi icin gerekli olan kosullarin dahada agirlastirilmasi konusunda calismalar yaptiklarini aciga cikarmistir. Bu temsilcilerin New York'taki toplantidan sonra yapilacak IMF'nin yillik ologan genel kurulu toplantisinda yapmak istedikleri degisiklikleri tartisacaklari simdiden bellidir. Britanya hukumeti bu kosullara karsi cikmakla birlikte, genel olarakta anlasmayi desteklemektedirler. Yani bu ne perhiz bu ne lahana tursusu dedirtecek turden bir anlayis.
Tabiki bu uygulama Tony Blair ve Gordon Brown'nin sozde destekledigi "gelisen ulkeler kendi politikalarini uretmekte ozgurdurler" ifadesini yerle bir etmektedir. Fakat ayni zamanda G8 ulkelerinin "gelisen ulkelerin kendi politikalarini belirlemeleri ve kendi gelisme kosullarina gore hareket etmelerini" destekledikleri dogrudur. Fakat kimin kosullari altinda bu gerceklesecektir, o da G8 tarafindan belirlenmektedir. Soyle ifade edilmistirki: Afrika ulkeleri daha guclu yatirim kosullari uretmelidirler ve kuresel ekonomiye daha kolay adapte olmalidirlar. Bunun anlamida "serbest piyasa ekonomisinin" tesvikinden daha fazlasi degildir. Yani ozellestirme, cok uluslu sirketlerin yaptirimlari, isci sinifinin dahada somurulmesi, sanayilesmis ulkeler icin ucuz isci gucu vs. dir. Bu kosullari kabul edenler yardim alamaya daha fazla hak kazanacaklardir.
Bir baska deyisle, yoksul ulkeler zengin ulkelerin kendilerine soylediklerini yapmakta ozgurdurler. Ama bunu karsisinda odenecek fiyat cok buyuk gorunmektedir. Hristiyan Yardim (Christian Aid)orgutune gore Afrika neo-liberal politikalara vermis oldugu odunlerden dolayi ve bunun sonucunda Dunya Bankasi'ndan aldigi kredilerin sonucunda son 20 yilda 272 milyar dolar kayiba ugramistir. Milenyum toplantisinin hazirlik calismalari bu bahsettiklerimden hic birisini goz onunde tutmamakta ve kosullu yardimlarin tamamiyle tavsiyesini iceren hic bir maddeden bahsetmemektedir.
Afrikanin yoksulluguna care yardimlardan degil, somurunun ortadan kalkmasindan gecer. Ki bu tum dunyadaki somurulenlerin ve yoksullarin tek cozum yoludur. Buna ragmen, yinede onumuzdeki gunlerde hem G8 ulkelerine hemde New York zirvesine katilacaklara baski yapmayida unutmamaliyiz. Cunki ancak sesimizi yukselterekten kendi saflarimiza insanlari cekebiliriz. Solun yapmasi gereken ayrimciliga degil birlesmeye ve ayni saflardaki kisileri tek bir guc halinde toplamaya yonelik olamidir. Kisaca dunyanin heryeninden bunu yapmamiz mumkundur yeterki inancimiz ve azmimiz olsun.
Bu yazi the Guardian Gazetesinden alinan bilgiler isiginda Sores Hewal tarafindan yazilmistir
G8 in zengin ulkeleri yardima muhtac olan ulkkelere yapilacak yardim miktarini 2010 yili itibari ile 48 Milyar Dolara cikarmaya karar verdi. Britanya'nin basbakani Tony Blair(ki kendisi Avrupa Birligi'nin ve G8'in donem baskanligini devralmistir), kendi parlementolarinda yaptigi bir aciklamada "en cok borc icinde olan ulkelerin, cok uluslu orgutlerden aldiklari borclarinin %100 unun iptaline karar verildi" diyerekten Gleneagles'in basarisini dile getirdi. Ayni zamanda da yardimlarin hic bir kistaya tabi olmadan verilecegi garantisini verdi. Bunlarin hepside iddaali aciklamalardi ve zaman gosteriyorki, hepside asilsiz aciklamalardi.
Ilk olarak Tony Blair'in maliye bakani Gordon Brown'in bir aciklamasina bakalim. Bu aciklama hazine bakanliginin genel kurulunda yapilan bir aciklama," kararlastirilan yardim artirimi eski borclarin silinmesi icin ayrilan tutarida icine alacaktir". Yani silinen borclarin tutari yardim olarak kabul edilecektir. Ornegin Ruanda'nin "yardimi"silinen borclarindan oteye gidemeyecektir. Fransa'nin yardiminin ucte biri sildigi borclardir. Kisacasi sozde yardim adi altinda yapilan bu kararlar bir defter kitap duzeltmesinden baska birseye benzememektedir. Ve gercek borc indirimi ile ilgili Tony Blair'in yaptigi aciklamalar bu detaylari icermemektedir.
%100 borclarin silinmesi kararida gerceklikten cok uzaktadir ve yalnizca 18 ulkeyi kapsayan bir karar niteligindedir ki buda 1 milyar dolarlik bir tutarla sinirlidir (Amerika ve Britanya'nin Irak'taki savasa yapmis oldugu harcama goz onunde tutulursa bunun findik kabugunu bile doldurmayacak cuzzede bir meblag oldugu acikca gorulebilir).
Birlesmis Milletlere gore, borclarinin hepsinin topyekun silinmesi gereken 68 ulke bu yeni alinan kararlar isiginda su an odediklerinden 10 kere daha fazla borc odemekle karsi karsiya kalmis durumdadirlar. Ayrica Dunya Banka'sindan sizan yeni bilgilere gore G8 in kararlastirdigi ve 18 ulkeyi icerisine alan yeni yardim programi yalnizca 3 yillik bir sure icin yururlukte kalacaktir, yani uzun vadeli bir karar degildir.
Ayrica yardimi yapan ulkeler verilen yardimin finans islerini tam olarak kontrol etmezlerse yardim vaadinde bulunulan ulkeler bu yardimdan faydalanamayacaklardir. Bunun yaninda anlasma, Dunya Bankasindan, IMF den ve Afrika Kalkinma Banka'sindan yardim almis ulkeleri kapsamaktadir, ki borclu ulkelerin cogu baska kaynaklardan yardim almis durumdadirlar, yani burada bir ayirimcilik soz konusudur. Buda Afrika Ulkelerinin tum borclarinin kaldirilmasi cagrisinda bulunan Afrika Birligi'ninde basini agritmaktadir.
Daha onceleri yardim yapan ulkeler, borclar silinirse magdur durumda olan ulkelerde egitime ve sagliga daha fazla butce ayirilanilecegi konusunda olumlu aciklamalarda bulunup bu ulkelerin insanlarina bir nebze olsun umut vermislerdi. Ama anlasma sartlarina bakarsak bunun imkansiz olacagi gorunuyor soyleki: karar acik acik borcu silinecek ulkelerin ayni orandada yardimlarinin kesilecegini belirtmektedir. Ornegin, Senegal'in 100 milyar dolarlik borcu silinirse, dunya Bankasin'dan aldigi 100 milyar dolarlik yardimda kesilecek, yani ayni tas ayni hamam. Bunun yaninda bu kesilen yardim diger ulkelere faiz karsiliginda "yardim" olarak verilecektir, ustune ustelik bu yardimlar ve kesintiler eger IMF ve Dunya Bankasi'nin uygulamis oldugu ekonomik yaptirimlari kabul ederlerse yururluge konulacaktir. Anlayacaginiz ozellestirme ve ekonomik yaptirimlardir.
Yukarida Tony Blair ve onun vermis oldugu sozlerden bahsetmistim, bir de onun Uluslararsi Gelisme Bakani Hilary Benn'nin soylediklerine bakalim. Hilary Benn 19 Temmuz 2005 de Parlementoda yaptigi aciklamada, Dunya Bankasi'nin yaptigi yardimlarin yarisinda cogunun ozellestirme kosuluna bagli olarak yapildigini ifade etmistir. Bir baska arastirmada EVRADOL tarafindan yapilmis ve Dunya Bankasi'nin yaptigi yardimlardan belli kosullar dayatili olarak yapilanlarinin her gecen gun dahada arttigini gostermistir. Ornegin; Benin 130 farkli kosulu yerine getirecekki bu yardimi alamaya aday olabilsin, ki bir onceki analsmaya gore bu kosullar yalnizca 58 maddeyi icermekteydi. Ayrica gene bu zirvede alinan kararlardan birisi en cok ihtiyaci olan 13 ulkeye Dunya Bankasi tarafindan yapilacak yardim, bu ulkelerin ozellestirmeyi tesvik etmelerine baglidir ki bunlardan iki tanesi zaten IMF ve Dunya Bankasi tarafindan cok hizli bir ozellestirme programi altina sokulmustur. Kaldiki Tony Blair G8 zirvesinde ozellestirmenin yardim almak icin kosul olmadigini ileri surmustur. Gelin karari siz verin.
Yakinlarda basina sizan bir baska habere gorede zengin ulkelerin IMF temsilcileri, yardim verilebilmesi icin gerekli olan kosullarin dahada agirlastirilmasi konusunda calismalar yaptiklarini aciga cikarmistir. Bu temsilcilerin New York'taki toplantidan sonra yapilacak IMF'nin yillik ologan genel kurulu toplantisinda yapmak istedikleri degisiklikleri tartisacaklari simdiden bellidir. Britanya hukumeti bu kosullara karsi cikmakla birlikte, genel olarakta anlasmayi desteklemektedirler. Yani bu ne perhiz bu ne lahana tursusu dedirtecek turden bir anlayis.
Tabiki bu uygulama Tony Blair ve Gordon Brown'nin sozde destekledigi "gelisen ulkeler kendi politikalarini uretmekte ozgurdurler" ifadesini yerle bir etmektedir. Fakat ayni zamanda G8 ulkelerinin "gelisen ulkelerin kendi politikalarini belirlemeleri ve kendi gelisme kosullarina gore hareket etmelerini" destekledikleri dogrudur. Fakat kimin kosullari altinda bu gerceklesecektir, o da G8 tarafindan belirlenmektedir. Soyle ifade edilmistirki: Afrika ulkeleri daha guclu yatirim kosullari uretmelidirler ve kuresel ekonomiye daha kolay adapte olmalidirlar. Bunun anlamida "serbest piyasa ekonomisinin" tesvikinden daha fazlasi degildir. Yani ozellestirme, cok uluslu sirketlerin yaptirimlari, isci sinifinin dahada somurulmesi, sanayilesmis ulkeler icin ucuz isci gucu vs. dir. Bu kosullari kabul edenler yardim alamaya daha fazla hak kazanacaklardir.
Bir baska deyisle, yoksul ulkeler zengin ulkelerin kendilerine soylediklerini yapmakta ozgurdurler. Ama bunu karsisinda odenecek fiyat cok buyuk gorunmektedir. Hristiyan Yardim (Christian Aid)orgutune gore Afrika neo-liberal politikalara vermis oldugu odunlerden dolayi ve bunun sonucunda Dunya Bankasi'ndan aldigi kredilerin sonucunda son 20 yilda 272 milyar dolar kayiba ugramistir. Milenyum toplantisinin hazirlik calismalari bu bahsettiklerimden hic birisini goz onunde tutmamakta ve kosullu yardimlarin tamamiyle tavsiyesini iceren hic bir maddeden bahsetmemektedir.
Afrikanin yoksulluguna care yardimlardan degil, somurunun ortadan kalkmasindan gecer. Ki bu tum dunyadaki somurulenlerin ve yoksullarin tek cozum yoludur. Buna ragmen, yinede onumuzdeki gunlerde hem G8 ulkelerine hemde New York zirvesine katilacaklara baski yapmayida unutmamaliyiz. Cunki ancak sesimizi yukselterekten kendi saflarimiza insanlari cekebiliriz. Solun yapmasi gereken ayrimciliga degil birlesmeye ve ayni saflardaki kisileri tek bir guc halinde toplamaya yonelik olamidir. Kisaca dunyanin heryeninden bunu yapmamiz mumkundur yeterki inancimiz ve azmimiz olsun.
Bu yazi the Guardian Gazetesinden alinan bilgiler isiginda Sores Hewal tarafindan yazilmistir
Subscribe to Posts [Atom]